Mirasçılar Murisin Borçlarından Sorumlu mu?
Evet. Türk hukukunda miras, yalnızca para, taşınmaz, araç veya şirket hisselerinden oluşmaz. Mirasbırakanın borçları da kural olarak terekenin bir parçasıdır.
Bu nedenle:
“Babam öldü, borçları bana geçer mi?”
sorusunun cevabı çoğu durumda evettir.
Türk Medeni Kanunu m.599 uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kanun gereği kazanırlar. Mirasbırakanın malvarlığı haklarının yanında borçlarından da kural olarak kişisel olarak sorumlu olurlar.
Birden fazla mirasçı bulunması hâlinde ise TMK m.641 gereğince mirasçılar tereke borçlarından kural olarak müteselsilen sorumludur.
Bu iki kural birlikte değerlendirildiğinde önemli bir sonuç ortaya çıkar:
Mirasçı yalnız mirastan kendisine geçen mallarla değil, şartları varsa kendi kişisel malvarlığıyla da sorumlu olabilir. Ayrıca alacaklı, bazı tereke borçlarının tamamını mirasçılardan yalnız birinden talep edebilir.
Ancak bu genel kuralın mirasın reddi, hükmen ret, resmî defter, resmî tasfiye, vergi borçları ve bazı özel borç türleri bakımından önemli istisnaları bulunmaktadır.
Miras hukukunun genel sistemi için Miras Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Ölen Kişinin Borçları Mirasçılara Geçer mi?
Kural olarak evet.
Miras hukukunda külli halefiyet ilkesi geçerlidir.
Mirasbırakan öldüğünde mirasçılar yalnız onun aktif malvarlığını değil, kanunda aksine düzenleme bulunmadıkça pasiflerini yani borçlarını da devralırlar.
Örneğin mirasbırakanın:
-
banka kredisi,
-
şahsi borcu,
-
sözleşmeden doğan borcu,
-
kira borcu,
-
tazminat borcu,
-
kesinleşmiş dava veya icra borcu,
-
bazı kamu borçları
bulunabilir.
Ancak her borç türünün mirasçılara geçiş rejimi aynı değildir.
Özellikle vergi borçları ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bazı yükümlülükler genel tereke borcu rejiminden farklı kurallara tabi olabilir.
Bu nedenle borcun yalnız miktarına değil, hukuki niteliğine de bakılmalıdır.
Mirasçı Borçlardan Kendi Malvarlığıyla Sorumlu mudur?
Kural olarak evet.
TMK m.599'un en önemli sonuçlarından biri mirasçıların mirasbırakanın borçlarından kişisel sorumluluğudur.
Bu nedenle şu düşünce her zaman doğru değildir:
“Babamdan bana 500.000 TL miras kaldıysa borçlardan en fazla 500.000 TL sorumluyum.”
Miras kayıtsız ve şartsız kabul edilmişse genel kural böyle değildir.
Örneğin mirasbırakanın:
1.000.000 TL değerinde malvarlığı
ve
3.000.000 TL borcu
bulunduğunu varsayalım.
Mirasçı mirası reddetmez ve kişisel sorumluluğu sınırlayan başka bir hukuki mekanizma da kullanılmazsa, terekenin aktiflerinin borçları karşılamaması hâlinde kalan borç bakımından kendi malvarlığının da risk altına girmesi mümkündür.
Bu nedenle özellikle ticari faaliyeti bulunan, şirket ortağı olan, kefalet vermiş veya önemli borç ilişkileri bulunan bir kişinin ölümünde mirasçıların tereke durumunu incelemeden malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunması ciddi risk yaratabilir.
Birden Fazla Mirasçı Varsa Borç Nasıl Ödenir?
Birden fazla mirasçının bulunması hâlinde temel kural TMK m.641'dir:
Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
Müteselsil sorumluluk, alacaklının borcun yalnız her mirasçının miras payına düşen kısmını istemek zorunda olmaması anlamına gelir.
Örneğin mirasbırakanın üç çocuğu bulunduğunu ve 900.000 TL tereke borcu olduğunu düşünelim.
Çocukların miras paylarının eşit olması, alacaklının her birinden yalnız 300.000 TL istemek zorunda olduğu anlamına gelmez.
Genel tereke borçları bakımından şartları varsa alacaklı:
900.000 TL'nin tamamı için mirasçılardan yalnız birine de başvurabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.03.2026 tarihli kararında da bu ayrım açıkça ifade edilmiştir: tereke borçlarında dış ilişkide müteselsil, mirasçılar arasındaki iç ilişkide ise kural olarak miras payı oranında sorumluluk söz konusudur.
Alacaklı Borcun Tamamını Tek Bir Mirasçıdan İsteyebilir mi?
Genel tereke borçlarında, müteselsil sorumluluk şartları mevcutsa evet.
Alacaklı:
-
bütün mirasçıları birlikte takip edebilir,
-
birkaç mirasçıya başvurabilir,
-
veya borcun tamamını tek bir mirasçıdan talep edebilir.
Borç tamamen ödendiği ölçüde diğer mirasçılar da aynı borç bakımından alacaklıya karşı kurtulur.
Ancak borcun niteliği önemlidir.
Örneğin aşağıda ayrıca açıklanacağı üzere mirasbırakanın vergi borçlarında VUK m.12 nedeniyle farklı bir sorumluluk sistemi uygulanmaktadır.
Dolayısıyla “her borç için bir mirasçıdan tamamı alınabilir” şeklinde sınırsız bir genelleme doğru değildir.
Borcun Tamamını Ödeyen Mirasçı Diğer Mirasçılardan Para İsteyebilir mi?
Evet.
Alacaklıya karşı müteselsil sorumluluk bulunması, borcun ekonomik yükünün nihai olarak tek mirasçı üzerinde kalacağı anlamına gelmez.
TMK m.682 uyarınca bir tereke borcunu kendi üzerine düşenden fazla ödeyen mirasçı, şartları varsa diğer mirasçılara rücu edebilir.
Mirasçılar kendi aralarında borcun kim tarafından karşılanacağını paylaşma sözleşmesinde kararlaştırmış olabilirler.
Böyle bir özel düzenleme yoksa kural olarak her mirasçı tereke borçlarını miras payı oranında taşır.
Örneğin üç eşit mirasçıdan biri 900.000 TL borcun tamamını alacaklıya ödemişse, iç ilişkide diğer iki mirasçıdan paylarına düşen bedelleri istemesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle iki ayrı ilişki birbirine karıştırılmamalıdır:
Alacaklı ↔ mirasçılar: Müteselsil sorumluluk.
Mirasçı ↔ mirasçı: Kural olarak miras payı oranında nihai yük.
Miras Paylaşılırsa Borç Sorumluluğu Sona Erer mi?
Hayır.
Mirasçıların kendi aralarında terekeyi paylaşmaları, alacaklının hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
TMK m.681 uyarınca, alacaklı borcun bölünmesine veya başka bir mirasçıya nakline açık ya da örtülü biçimde rıza göstermemişse mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olmaya devam ederler.
Kanun ayrıca bu teselsül için özel bir süre belirlemiştir.
Paylaşmanın gerçekleştiği tarihten veya daha sonra muaccel olacak borçlarda muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmesiyle müteselsil sorumluluk sona erer.
Dolayısıyla:
“Biz mirası üç kardeş arasında paylaştık, herkes kendi malını aldı; artık eski borç beni ilgilendirmez.”
düşüncesi doğru değildir.
Alacaklının borcun mirasçılar arasında bölünmesini kabul edip etmediği ayrıca önemlidir.
Miras paylaşımının genel sistemi için Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır? sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Mirası Reddeden Mirasçı Borçlardan Sorumlu Olur mu?
Kural olarak hayır.
Mirası geçerli biçimde reddeden kişi mirasçılık sıfatını kaybeder ve mirasbırakanın tereke borçlarından mirasçı sıfatıyla sorumlu olmaz.
Türk Medeni Kanunu'na göre mirasın gerçek reddi bakımından genel süre üç aydır.
Yasal mirasçılar için bu süre kural olarak mirasbırakanın ölümünü ve mirasçılık sıfatını öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ancak mirasın reddi konusunda yalnız süreye bakmak yeterli değildir.
Mirasçı, ret süresi içerisinde terekeye normal yönetim sınırlarını aşacak biçimde müdahale eder, tereke mallarını gizler veya kendisine mal ederse ret hakkını kaybedebilir.
Bu nedenle borca batık olma ihtimali bulunan terekeye ilişkin olarak:
-
banka hesabından para çekmek,
-
aracı satmak,
-
taşınmaz devretmek,
-
tereke malını kendisine almak
gibi işlemler yapılmadan önce hukuki durum değerlendirilmelidir.
Miras Hakkımı Nasıl Alırım? sayfamızda mirasın kazanılması, tereke ve mirasın reddi konuları ayrıca açıklanmaktadır.
Tereke Borca Batıksa Üç Ay İçinde Ret Şart mı?
Her durumda değil.
Türk Medeni Kanunu m.605/2, mirasın hükmen reddi olarak adlandırılan özel bir düzenleme getirmiştir.
Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi:
-
açıkça belli ise veya
-
resmen tespit edilmişse,
miras reddedilmiş sayılabilir.
Bu durumda klasik üç aylık gerçek ret rejiminden farklı bir durum söz konusudur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli 2025/4978 E., 2025/4694 K. sayılı kararında da hükmen ret bakımından terekenin ölüm tarihindeki aktif ve pasifinin ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiği; hükmen ret isteminin üç aylık ret süresine tabi olmadığı belirtilmiştir.
Bu incelemede:
-
tapu kayıtları,
-
araçlar,
-
banka hesapları,
-
alacaklar,
-
şirket payları,
-
vergi borçları,
-
icra borçları,
-
kefaletler
birlikte değerlendirilmelidir.
Yalnız “babamın çok borcu vardı” denilmesi yeterli değildir.
Mirasçı Tereke Mallarına Müdahale Ederse Hükmen Ret Hakkını Kaybeder mi?
Bu mesele somut olaya göre dikkatle değerlendirilmelidir.
TMK m.610/2, ret süresi sona ermeden tereke işlemlerine olağan yönetim sınırlarını aşacak biçimde karışan veya tereke mallarını gizleyen ya da kendisine mal eden mirasçının mirası reddedemeyeceğini düzenlemektedir.
Yargıtay, hükmen ret dosyalarında da mirasçıların terekeyi sahiplenme anlamına gelebilecek davranışlarının bulunup bulunmadığının araştırılmasına önem vermektedir.
Bu nedenle borca batık olduğu düşünülen terekeye ilişkin işlemlerde:
önce hukuki durum, sonra tasarruf
yaklaşımı daha güvenlidir.
Mirasçının Borçlardan Korunmak İçin Mirası Tamamen Reddetmesi Şart mı?
Hayır.
Türk Medeni Kanunu mirasçıya yalnız:
kabul et / reddet
şeklinde iki seçenek bırakmamıştır.
Özellikle terekenin borç durumunun belirsiz olduğu hâllerde resmî defter tutulması önemli bir araçtır.
Resmî deftere göre kabul edilen miras, TMK m.628 uyarınca mirasçıya kural olarak sadece deftere yazılmış borçlarla geçer.
Mirasçı bu borçlardan hem tereke malları hem kendi malvarlığıyla sorumlu olmaya devam eder; ancak resmî defter sistemi bilinmeyen borçlar bakımından önemli koruma sağlar.
Alacağını kusuru olmaksızın deftere yazdıramayan alacaklılar ve teminatlı alacaklar bakımından ise kanunda özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Bu nedenle özellikle:
“Babamın malı da var ama ne kadar borcu olduğunu bilmiyoruz.”
durumunda resmî defter seçeneği değerlendirilmeden doğrudan tereke malları üzerinde işlem yapılması riskli olabilir.
Terekenin Resmî Tasfiyesi İstenebilir mi?
Evet.
TMK m.632 uyarınca her mirasçı, mirası reddetmek veya resmî deftere göre kabul etmek yerine terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir.
Resmî tasfiyenin en önemli sonucu açıktır:
Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar tereke borçlarından sorumlu olmazlar.
Borçlar tereke içerisinden tasfiye edilir.
Ancak birlikte mirasçılardan birinin mirası kabul etmiş olması hâlinde resmî tasfiye talebinin sonucu farklılaşır; bu nedenle süreç zamanında planlanmalıdır.
Mirasbırakanın Vergi Borçlarından Mirasçılar Nasıl Sorumludur?
Vergi borçları, genel müteselsil sorumluluk kuralının önemli istisnalarından biridir.
Vergi Usul Kanunu m.12'ye göre ölüm hâlinde mükellefin ödevleri mirası reddetmemiş kanuni ve atanmış mirasçılara geçer.
Ancak her mirasçı, murisin vergi borçlarından kendi miras hissesi oranında sorumludur.
Örneğin iki eşit mirasçı ve 1.000.000 TL vergi borcu varsa VUK m.12 bakımından genel yaklaşım her mirasçının 500.000 TL'lik pay üzerinden sorumlu tutulmasıdır.
Bu nedenle özel hukuk tereke borçlarındaki:
“Alacaklı tüm borcu tek mirasçıdan isteyebilir.”
kuralı vergi borçlarına aynen uygulanmaz.
Vergi borcunda özel kanundaki düzenleme dikkate alınmalıdır.
Ayrıca vergi cezalarının mirasçılara geçişi, cezaların şahsiliği nedeniyle vergi aslından farklı değerlendirilir.
Murisin Şirket Borçları Mirasçılara Geçer mi?
Her şirket borcu doğrudan şirket ortağının kişisel borcu değildir.
Öncelikle borç:
-
şirket tüzel kişiliğine mi,
-
mirasbırakana şahsen mi,
-
kanuni temsilcilik nedeniyle mirasbırakana mı,
-
limited şirket ortaklığına ilişkin kamu borcu sorumluluğundan mı
kaynaklanıyor, bunun belirlenmesi gerekir.
Örneğin limited şirketin sıradan ticari borcu ile mirasbırakanın şirket borcu için verdiği şahsi kefalet aynı şey değildir.
Benzer şekilde kamu borçlarında limited şirket ortağının ve kanuni temsilcinin sorumluluğu özel kanun hükümlerine göre ayrıca incelenir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli kararında da hükmen ret incelemesinde, mirasbırakanın limited şirket ortağı olmasından doğan kamu borcu sorumluluğunun gerçek miktarının araştırılması gerektiği özellikle vurgulanmıştır.
Murisin Kefalet Borcu Mirasçıya Geçer mi?
Kefalet borçları bakımından Türk Medeni Kanunu özel bir koruma mekanizması öngörmektedir.
Özellikle resmî defter tutulması sisteminde TMK m.630, mirasbırakanın kefaletten doğan borçlarını diğer tereke borçlarından farklı biçimde ele almaktadır.
Bu nedenle:
“Babam bir başkasının kredisine kefil olmuş; banka doğrudan bütün mirasçılardan tamamını ister.”
şeklinde sonuca varmadan önce kefaletin geçerliliği, borcun doğup doğmadığı, resmî defter bulunup bulunmadığı ve özel miras hukuku kuralları birlikte değerlendirilmelidir.
Mirasçılardan Biri Borcu Kabul Ederse Diğerleri de Bağlanır mı?
Her beyanın etkisi ayrı değerlendirilmelidir.
Müteselsil borçluluk, her mirasçının diğer mirasçılar adına sınırsız biçimde işlem yapabileceği anlamına gelmez.
Bir mirasçının:
-
borcu ikrar etmesi,
-
sulh olması,
-
ödeme planı yapması,
-
zamanaşımı bakımından sonuç doğurabilecek işlem yapması
diğer mirasçıların hukuki durumuna her durumda aynı şekilde yansımaz.
Bu nedenle özellikle yüksek değerli tereke borçlarında mirasçıların kendi başlarına alacaklıyla belge imzalaması dikkatle değerlendirilmelidir.
Mirasbırakanın Borcu Miras Payından Fazlaysa Ne Yapılmalı?
Bu durumda ilk refleks tereke mallarını paylaşmak olmamalıdır.
Önce:
-
terekenin aktifleri,
-
terekenin tüm borçları,
-
muaccel ve ihtilaflı borçlar,
-
kefaletler,
-
kamu ve vergi borçları,
-
devam eden dava ve icra dosyaları
belirlenmelidir.
Ardından:
-
gerçek ret,
-
hükmen ret,
-
resmî defter,
-
resmî tasfiye,
-
kayıtsız ve şartsız kabul
seçenekleri değerlendirilmelidir.
Özellikle ölümden hemen sonra tereke mallarının satılması veya banka hesaplarının paylaşılması, sonradan ortaya çıkacak borçlar karşısında mirasçıların savunma imkânını ciddi biçimde etkileyebilir.
Mirasçılar Arasında Yapılan “Borcu Sen Ödeyeceksin” Anlaşması Alacaklıyı Bağlar mı?
Kural olarak tek başına bağlamaz.
Mirasçılar paylaşma sırasında:
“Babanın banka borcunu kardeşimiz A ödeyecek.”
şeklinde anlaşabilirler.
Bu anlaşma mirasçıların kendi aralarındaki iç ilişkiyi düzenler.
Fakat alacaklı bu borç nakline veya bölünmesine açık ya da örtülü biçimde rıza göstermedikçe, TMK m.681 kapsamında mirasçıların dış ilişkideki müteselsil sorumluluğu devam edebilir.
Bu ayrım uygulamada çok önemlidir.
Mirasçılar kendi aralarında borcun bir kişiye bırakıldığını düşünürken alacaklı yıllar sonra başka mirasçıya başvurabilir.
Miras Borçları Paylaşılmadan Önce mi Ödenir?
Terekenin sağlıklı şekilde paylaşılabilmesi için öncelikle aktif ve pasiflerin belirlenmesi gerekir.
Miras paylaşımında yalnız taşınmazların ve banka hesaplarının değeri değil, tereke borçları da hesaba katılır.
Aksi hâlde mirasçılar malları paylaşmış fakat borçları dışarıda bırakmış olur.
Nitekim paylaşmadan sonra da TMK m.681 çerçevesinde alacaklıların mirasçılara başvuru imkânı devam edebilir.
Bu nedenle yüksek borçlu terekelerde:
önce net tereke, sonra paylaşım
yaklaşımı daha sağlıklıdır.
Tereke Borcu Sayılan Başka Alacaklar Var mı?
Evet.
Tereke borcu yalnız mirasbırakanın hayattayken yaptığı banka veya ticari borçlardan oluşmaz.
Kanun bazı yükümlülükleri ayrıca tereke borcu kabul etmektedir.
Örneğin TMK m.641/2 kapsamında ana, baba veya büyükanne ve büyükbabası ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuk veya torunlara ödenecek uygun tazminat, belirli şartlarla tereke borcu sayılır.
Bu özel alacak hakkında Anne Babaya Bakan Evlatın Miras Hakkı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Mirastan Feragat Eden Kişi Tereke Borçlarından Sorumlu Olur mu?
Tam feragat eden kişi kural olarak mirasçılık sıfatını kazanmadığından normal mirasçı sıfatıyla tereke borçlarından sorumlu olmaz.
Ancak ivazlı mirastan feragatte önemli bir istisna bulunmaktadır.
TMK m.530 uyarınca tereke borçları karşılamıyor ve diğer mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden kişi ve mirasçıları belirli şartlarda ölümden önceki beş yıl içinde aldıkları karşılık nedeniyle tereke alacaklılarına karşı sorumlulukla karşılaşabilirler.
Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi için Mirastan Feragat Sözleşmesi sayfamızı inceleyebilirsiniz.
2026 Yargıtay Uygulamasında Mirasçıların Borçlardan Sorumluluğu
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.03.2026 tarihli, 2025/4690 E. ve 2026/1551 K. sayılı kararı tereke borçlarındaki temel sistemi oldukça net ortaya koymaktadır.
Karara göre mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumludur ve TMK m.641 gereğince tereke borçlarından müteselsil sorumluluk taşırlar.
Yargıtay ayrıca önemli bir ayrım yapmıştır:
Dış ilişkide, yani alacaklıya karşı müteselsil sorumluluk;
iç ilişkide, yani mirasçılar arasında ise kural olarak miras payları oranında sorumluluk bulunmaktadır.
Bunun sonucu olarak alacaklı borcun tamamını bir mirasçıdan isteyebilirken, fazla ödeme yapan mirasçı diğer mirasçılara rücu edebilir.
Hükmen ret bakımından ise Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2025 ve 2026 tarihli kararları, terekenin borca batıklığının mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla aktif-pasif dengesi esas alınarak araştırılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Miras Borcu Nedeniyle İcra Takibi Gelirse Ne Yapılmalı?
Öncelikle icra takibinin hangi borca dayandığı tespit edilmelidir.
Ardından:
-
gerçekten mirasçı olup olmadığınız,
-
mirasın reddedilip reddedilmediği,
-
hükmen ret şartlarının bulunup bulunmadığı,
-
borcun murise ait olup olmadığı,
-
borcun miktarı,
-
zamanaşımı,
-
müteselsil sorumluluk şartları,
-
borcun vergi veya başka özel borç olup olmadığı
incelenmelidir.
Özellikle murisin ölümünden yıllar sonra gelen bir ödeme emri veya icra takibi karşısında:
“Mirasçı olduğuma göre mecburen ödemeliyim.”
şeklinde hareket edilmemelidir.
Borç mevcut olsa dahi hangi mirasçıdan ne kadar talep edilebileceği ayrı bir hukuki inceleme konusudur.
Mirasçıların Murisin Borçlarından Sorumluluğu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Babamın borcu bana kalır mı?
Mirası reddetmemişseniz kural olarak mirasbırakanın borçları da miras yoluyla geçer. Borcun türüne göre özel düzenlemeler bulunabilir.
Mirasçının sorumluluğu aldığı miras kadar mı?
Kural olarak hayır. Kayıtsız ve şartsız kabul edilen mirasta mirasçı tereke borçlarından kendi malvarlığıyla da sorumlu olabilir.
Üç kardeşsek banka borcu üçe mi bölünür?
Mirasçıların iç ilişkisinde yük kural olarak pay oranlarına göre belirlenebilir; ancak genel tereke borçlarında alacaklıya karşı müteselsil sorumluluk nedeniyle alacaklı borcun tamamı için tek mirasçıya başvurabilir.
Bütün borcu ben ödersem kardeşlerimden isteyebilir miyim?
Şartları varsa evet. TMK m.682 kapsamında kendi payınızdan fazla ödediğiniz tutar için diğer mirasçılara rücu hakkınız bulunabilir.
Mirası paylaştık, eski borç sonradan çıktı. Sorumlu muyuz?
Paylaşma borç sorumluluğunu otomatik olarak sona erdirmez. TMK m.681 uyarınca belirli şartlarla paylaşmadan sonra da müteselsil sorumluluk devam eder.
Beş yıl geçince bütün borç sona mı erer?
Hayır. TMK m.681'deki beş yıllık düzenleme borcun kendisinin otomatik olarak ortadan kalkmasını değil, mirasçıların paylaşmadan sonraki müteselsil sorumluluğunun sona ermesini düzenler. Borcun zamanaşımı ve mirasçıların bireysel sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Mirasın hükmen reddi için üç aylık süre var mı?
TMK m.605/2 kapsamındaki hükmen ret istemi Yargıtay uygulamasında üç aylık gerçek ret süresine tabi değildir. Ancak terekenin ölüm tarihinde gerçekten borca batık olduğunun ortaya konulması gerekir.
Mirasbırakanın vergi borcunun tamamını tek mirasçıdan isteyebilirler mi?
VUK m.12 uyarınca mirasçılar murisin vergi borçlarından miras hisseleri oranında sorumludur. Bu nedenle genel müteselsil sorumluluk kuralından farklı bir rejim bulunmaktadır.
Mirası reddedersem borçlar silinir mi?
Borç ortadan kalkmaz; ancak geçerli biçimde mirası reddeden kişinin mirasçı sıfatıyla borçtan sorumluluğu sona erer. Mirasın kimlere geçeceği ve terekenin nasıl tasfiye edileceği ayrıca kanundaki kurallara göre belirlenir.
Mirasçılardan biri mirası reddederse diğerlerinin borcu artar mı?
Ret sonucunda miras paylarının kimlere geçeceği ve mirasçı çevresinin nasıl değişeceği belirlenmeden bu soruya tek bir oranla cevap verilemez. Yeni mirasçılık yapısı üzerinden borç sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlu Bir Tereke ile Karşılaşınca İlk Ne Yapılmalı?
En önemli hata, terekenin gerçekten borca batık olup olmadığı bilinmeden miras mallarının paylaşılması veya elden çıkarılmasıdır.
Öncelikle mirasbırakanın:
-
banka hesapları,
-
taşınmazları,
-
araçları,
-
şirket payları,
-
ticari alacakları,
-
kredi borçları,
-
kefaletleri,
-
vergi ve SGK borçları,
-
devam eden dava ve icra dosyaları
birlikte araştırılmalıdır.
Ardından terekenin yaklaşık aktif-pasif bilançosu çıkarılarak hangi miras hukuku seçeneğinin daha doğru olduğu değerlendirilmelidir.
Borç riski bulunan dosyada doğru soru:
“Bana ne kadar miras kaldı?”
değil,
“Net tereke gerçekten artıda mı, ekside mi ve mirası hangi yöntemle kabul etmeliyim?”
sorusudur.
Sonuç
Türk hukukunda mirasçılar yalnız mirasbırakanın mallarını değil, kural olarak borçlarını da devralırlar.
Mirasın kayıtsız ve şartsız kabul edilmesi hâlinde sorumluluk yalnız tereke mallarıyla sınırlı olmayabilir; mirasçının kişisel malvarlığı da risk altına girebilir.
Birden fazla mirasçı bulunduğunda genel tereke borçlarında alacaklıya karşı müteselsil sorumluluk bulunurken, mirasçılar arasındaki iç ilişkide borcun nihai yükü kural olarak miras paylarına göre belirlenir.
Bununla birlikte:
-
mirasın reddi,
-
hükmen ret,
-
resmî defter,
-
resmî tasfiye,
-
vergi borçları,
-
kefalet borçları
genel kuralın önemli istisna veya sınırlamalarını oluşturur.
Bu nedenle borçlu bir tereke söz konusu olduğunda miras malları üzerinde işlem yapılmadan önce terekenin aktif ve pasiflerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Mirasçının diğer hak ve yükümlülüklerinin genel çerçevesi için Mirasçının Hakları ve Sorumlulukları Nelerdir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mehmet Serhat Tercan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olup Tercan Avukatlık Bürosu’nun kurucusudur.
Miras hukuku çalışmalarında tereke borçları, mirasın reddi, mirasçılar arasındaki sorumluluk, miras paylaşımı ve borca batık tereke uyuşmazlıkları üzerinde çalışmaktadır.
İstanbul / Kadıköy Ofis Bilgileri
Tercan Avukatlık Bürosu
Fenerbahçe Mah.
Fener Kalamış Cad. No:65/3
Kadıköy / İstanbul
Telefon: 0532 659 48 54
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.
