Hayırlı Evlatın Miras Alacağı

İçindekiler

 

Anne Babaya Bakan Evlat Daha Fazla Miras Alır mı?

Anne veya babasına yıllarca bakan, onlarla birlikte yaşayan, gelirini aile için kullanan veya emeğini aileye özgüleyen çocukların en sık sorduğu sorulardan biri şudur:

“Anne ve babama ben baktım, kardeşlerim hiç ilgilenmedi. Mirastan daha fazla hak alabilir miyim?”

Türk hukukunda yalnızca anne veya babaya bakmış olmak, çocuğun yasal miras payını otomatik olarak artırmaz.

Ancak bu, yıllarca ailesine emek ve gelirini özgüleyen çocuğun hiçbir hakkı olmadığı anlamına da gelmez.

Türk Medeni Kanunu, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde anne, baba, büyükanne veya büyükbabası ile birlikte yaşayan ve emeğini veya gelirini aileye özgüleyen ergin altsoya uygun bir bedel isteme hakkı tanımaktadır.

Bu hak, klasik anlamda “diğer kardeşlerden daha fazla miras payı” değildir.

Mirasbırakanın ölümünden sonra şartları oluşmuşsa söz konusu bedel tereke borcu niteliğinde değerlendirilir ve miras paylaşımından önce dikkate alınır.

Dolayısıyla hukuki sonuç şudur:

Anne babaya bakan çocuğun miras payı değişmez; ancak şartları varsa miras payından ayrı bir tazminat alacağı doğabilir.

Miras paylarının genel olarak nasıl belirlendiği hakkında Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır? sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Anne Babaya Bakan Evladın Tazminat Hakkının Kanuni Dayanağı

Türk Medeni Kanunu m.370, ana ve baba veya büyükanne ve büyükbaba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoyun buna karşılık uygun bir bedel isteyebileceğini düzenlemektedir.

TMK m.371 ise bu alacağın ne zaman talep edilebileceğini ayrıca düzenler.

Mirasbırakanın ölümünden sonra TMK m.641/2 devreye girer. Buna göre ana ve baba veya büyükanne ve büyükbaba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, terekeyi borç ödemeden acze düşürmemek şartıyla tereke borcu sayılır.

Bu düzenleme, günlük dilde bazen:

“Hayırlı evlatın miras hakkı”

veya

“Anne babaya bakan çocuğun mirastan alacağı”

olarak ifade edilmektedir.

Teknik olarak ise söz konusu olan, yasal miras payının artırılması değil; altsoyun emeğine ve gelir katkısına karşılık tazminat alacağıdır.

Anne Babaya Bakan Çocuk Otomatik Olarak Daha Fazla Miras Alır mı?

Hayır.

Anne veya babasına bakan bir çocuk diğer kardeşlerinden otomatik olarak daha yüksek oranda yasal mirasçı olmaz.

Örneğin sağ kalan eş bulunmadığını ve mirasbırakanın üç çocuğu olduğunu düşünelim.

Kural olarak her çocuk mirasın 1/3'üne hak kazanır.

Çocuklardan birinin anne veya babaya on yıl boyunca bakmış olması onun yasal miras payını kendiliğinden:

1/2

veya başka bir orana yükseltmez.

Ancak bu çocuk TMK m.370 ve m.641/2 şartlarını sağlıyorsa, miras paylaşımından ayrı olarak uygun bir tazminat alacağı talep edebilir.

Bu durumda önce tereke borçları ve söz konusu tazminat değerlendirilir, kalan net tereke daha sonra miras paylarına göre paylaşılır.

Anne Babaya Bakan Evladın Tazminat Alabilmesinin Şartları Nelerdir?

Her bakım ilişkisi TMK m.370 kapsamında değildir.

Kanunun aradığı temel şartlar birlikte değerlendirilmelidir.

1. Talepte Bulunan Kişi Ergin Altsoy Olmalıdır

Kanun “ergin altsoy” kavramını kullanmaktadır.

Dolayısıyla bu hak yalnızca çocuk bakımından değil, şartları oluştuğunda torun bakımından da gündeme gelebilir.

Kişinin mirasbırakanın altsoyu olması gerekir.

2. Anne, Baba, Büyükanne veya Büyükbaba ile Birlikte Yaşanmalıdır

Kanunda özellikle birlikte yaşama unsuruna yer verilmiştir.

Bu nedenle yalnız:

“Ben annemi her hafta ziyaret ediyordum.”

veya

“Hastaneye ben götürüyordum.”

demek TMK m.370 kapsamında hak kazanıldığını tek başına göstermez.

Birlikte yaşamın niteliği, süresi ve aile düzeni içerisindeki fiilî durum değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte aynı binada veya aynı ekonomik aile düzeni içerisinde gerçekleşen farklı yaşam biçimlerinin somut olayda nasıl değerlendirileceği ayrıca incelenmelidir.

3. Emek veya Gelir Aileye Özgülenmiş Olmalıdır

Düzenlemenin en önemli şartlarından biri budur.

Çocuğun yalnız anne ve babasıyla aynı evde oturması yeterli değildir.

Kişinin:

  • emeğini,

  • çalışmasını,

  • gelirini

veya bunlardan bir kısmını aile yaşamına özgülemiş olması gerekir.

Örneğin aile işletmesinde uzun yıllar karşılıksız veya düşük ücretle çalışılması, aile bütçesine düzenli gelir aktarılması, anne veya babanın bakımının önemli ölçüde üstlenilmesi veya kişinin ekonomik ve kişisel emeğinin aile yaşamına tahsis edilmesi somut olayda önem taşıyabilir.

Ancak sıradan aile dayanışması ile hukuken tazminat doğuracak yoğunlukta emek veya gelir özgülenmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Sadece Anne Babaya Bakmış Olmak Yeterli midir?

Her durumda değil.

Burada günlük dil ile kanunun kullandığı kavramları ayırmak gerekir.

Kanun doğrudan:

“Anne babaya bakan çocuk daha fazla para alır.”

dememektedir.

Aranan şey, birlikte yaşayan ergin altsoyun emeğini veya gelirini aileye özgülemesidir.

Bakım faaliyetleri bunun önemli bir parçasını oluşturabilir.

Örneğin yıllarca hasta annesinin:

  • günlük ihtiyaçlarını karşılayan,

  • kişisel bakımını yapan,

  • hastane süreçlerini takip eden,

  • kendi çalışma hayatından fedakârlık eden,

  • gelirinin önemli bölümünü ev giderlerine ayıran

bir çocuğun durumu ile yalnız zaman zaman ziyaret eden bir çocuğun durumu aynı değildir.

Bu nedenle davada bakımın yalnız varlığı değil, süresi, yoğunluğu ve ekonomik karşılığı ortaya konulmalıdır.

Kardeşlerim Annemle Babama Bakmadı, Ben Baktım: Ne Talep Edebilirim?

İlk yapılması gereken, talebin doğru hukuki sebebe dayandırılmasıdır.

Sırf diğer kardeşlerin anne veya babaya bakmamış olması onların miras payını otomatik olarak azaltmaz.

Ancak sizin şartları oluşmuş bir TMK m.370 alacağınız bulunuyorsa, bu alacak ayrıca talep edilebilir.

Örneğin:

Baba öldüğünde 9.000.000 TL net malvarlığı bıraksın ve üç çocuğu bulunsun.

Çocuklardan biri yıllarca babasıyla yaşamış ve bütün şartların gerçekleştiği kabul edilerek mahkeme tarafından bu çocuk lehine 1.500.000 TL uygun tazminata hükmedilmiş olsun.

Bu tazminat miras payının artırılması şeklinde değil, öncelikle tereke borcu olarak değerlendirilir.

Tazminat düşüldükten sonra kalan tereke mirasçılar arasında yasal oranlarına göre paylaştırılır.

Gerçek davalarda elbette terekenin diğer borçları, başka mirasçılar ve somut olayın özellikleri ayrıca dikkate alınır.

Anne Babaya Bakan Evlat Ne Kadar Tazminat Alabilir?

Kanun sabit bir oran veya matematiksel formül belirlememiştir.

TMK m.370 ve m.641/2 “uygun bir bedel” veya “uygun miktardaki tazminat” kavramını kullanmaktadır.

Dolayısıyla:

“Anneye beş yıl baktıysa mirasın %20'sini alır.”

gibi bir kural yoktur.

Tazminat belirlenirken somut olayın özellikleri önem taşır.

Özellikle:

  • bakım ve birlikte yaşama süresi,

  • verilen emeğin kapsamı,

  • aile için vazgeçilen çalışma veya gelir imkânları,

  • aile bütçesine yapılan parasal katkılar,

  • bakım ihtiyacının ağırlığı,

  • kişinin anne veya babadan karşılık alıp almadığı,

  • tarafların ekonomik koşulları,

  • terekenin değeri

gibi hususlar birlikte değerlendirilebilir.

Kanun ayrıca bu tazminat nedeniyle terekenin borç ödemeden acze düşmemesi şartını aramaktadır.

Bu nedenle talep edilen miktar her durumda verilen emeğin tam piyasa karşılığı şeklinde hesaplanmaz.

Bu Alacak Tereke Borcu mudur?

Mirasbırakanın ölümünden sonra, TMK m.641/2 şartları gerçekleşmişse evet.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Çünkü tereke borcu, mirasçının yasal miras payından farklı bir kavramdır.

Mirasbırakan öldüğünde yalnız aktif malvarlığı değil, borçları da miras hukukunun konusu olur.

TMK m.641 uyarınca mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur.

Anne, baba veya büyük ebeveynleri ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuk ve torunlara ödenecek uygun tazminat da kanunda özel olarak tereke borcu sayılmıştır.

Mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu hakkında ayrıntılı bilgi için Mirasçıların Murisin Borçlarından Sorumluluğu sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Anne veya Baba Hayattayken Bu Alacak İstenebilir mi?

Kural olarak TMK m.371, bedelin borçlunun ölümü hâlinde isteneceğini düzenlemektedir.

Ancak kanun bazı durumlarda anne veya baba henüz hayattayken de talep hakkının kullanılmasına imkân tanır.

Bunlar arasında:

  • birlikte yaşamanın sona ermesi,

  • işletmenin el değiştirmesi,

  • borçluya karşı icra takibi yapılması,

  • borçlunun iflası

gibi durumlar bulunmaktadır.

Dolayısıyla bu hak yalnız ölümden sonra ortaya çıkan klasik bir miras davası olarak görülmemelidir.

Bu Alacak Zamanaşımına Uğrar mı?

TMK m.371 bu konuda özel bir hüküm içermektedir.

Kanunda altsoyun bu alacağının zamanaşımına uğramayacağı, ancak en geç borçlunun terekesinin paylaşılması anına kadar istenebileceği belirtilmektedir.

Yargıtay da bu ayrımı özellikle vurgulamaktadır.

Bu nedenle mevcut sayfamızdaki eski:

“Paylaşmadan itibaren 10 yıl içinde talep edilmelidir.”

yaklaşımı doğru değildi ve kaldırılmalıdır.

Tereke henüz paylaşılmamışsa sırf yıllar geçmiş olması nedeniyle talebin zamanaşımına uğradığı sonucuna doğrudan varılamaz.

Ancak tereke paylaşılmadan önce talebin ileri sürülmesi kritik önemdedir.

Bu nedenle hak sahibi olduğunu düşünen kişinin paylaşmanın tamamlanmasını beklememesi daha güvenli bir hukuki yaklaşım olacaktır.

Yargıtay Anne Babaya Bakan Evladın Alacağı Konusunda Ne Diyor?

Yargıtay, bu tür talepleri TMK m.370 ve m.371 kapsamında altsoyun denkleştirme alacağı olarak nitelendirmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin uygulamasında, anne veya baba ile birlikte yaşayan ve emek veya gelirini aileye özgüleyen ergin altsoyun alacağının zamanaşımına uğramadığı; ancak en geç terekenin paylaşımı anına kadar ileri sürülmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Yargıtay ayrıca bu tür davalarda tarafların ileri sürdüğü delillerin toplanması ve aileye özgülenen emek veya gelirin gerçekten bulunup bulunmadığının somut olay üzerinden araştırılması gerektiğini kabul etmektedir.

Dolayısıyla bu davalarda:

“Ben baktım.”

şeklindeki soyut beyan yeterli görülmemelidir.

Bakım, emek, birlikte yaşama ve ekonomik katkının mümkün olduğunca somut delillerle gösterilmesi gerekir.

Anne Babaya Bakıldığını ve Aileye Emek Verildiğini Nasıl İspatlarız?

Davanın en önemli kısmı çoğu zaman ispat aşamasıdır.

Somut olaya göre:

  • ikametgâh kayıtları,

  • banka hareketleri,

  • aile giderlerine ilişkin ödemeler,

  • faturalar,

  • sağlık ve hastane kayıtları,

  • bakım giderleri,

  • çalışma kayıtları,

  • aile işletmesine ilişkin belgeler,

  • SGK kayıtları,

  • gelir belgeleri,

  • tanık anlatımları,

  • yazışmalar,

  • bakım sürecini gösteren diğer belgeler

önem taşıyabilir.

Örneğin çocuk kendi maaşından her ay düzenli olarak anne veya babanın ev giderlerini ödüyorsa banka hareketleri kuvvetli bir delil oluşturabilir.

Aile işletmesinde yıllarca ücret almadan çalışıldığı iddia ediliyorsa işletme kayıtları, çalışma düzeni ve tanıklar önem kazanabilir.

Uzun süreli sağlık bakımında ise hastane kayıtları ve bakım organizasyonunu gösteren belgeler de dosyada değerlendirilebilir.

Anne veya Babaya Bakma Karşılığında Ev Verilmişse Ne Olur?

Burada tamamen farklı bir hukuki sorun ortaya çıkabilir.

Mirasbırakan kendisine bakan çocuğa sağlığında bir taşınmaz vermiş olabilir.

Bu durumda artık yalnız TMK m.370 kapsamındaki tazminat alacağı değil, devrin hukuki sebebi de incelenmelidir.

Örneğin taşınmaz:

  • gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığında,

  • yapılan bakım ve hizmetlerin karşılığı olarak,

  • minnet duygusuyla,

  • bağış amacıyla,

  • mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla görünürde satış şeklinde

devredilmiş olabilir.

Her ihtimal farklı hukuki sonuç doğurur.

Özellikle diğer kardeşlerin:

“Babam evi kardeşime verdi, bu mirastan mal kaçırmadır.”

iddiasında bulunması hâlinde, bakımın gerçek olup olmadığı muris muvazaası değerlendirmesinde son derece önemli olabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da gerçek ve yerine getirilmiş bakım ediminin bulunduğu bazı olaylarda, bakım karşılığı yapılan taşınmaz devrinin otomatik olarak mirastan mal kaçırma sayılamayacağını kabul etmektedir.

Bu konuda ayrıntılı bilgi için Mirastan Mal Kaçırma Nedir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile Bu Tazminat Aynı Şey midir?

Hayır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi tarafların karşılıklı borç üstlendiği bir sözleşmedir.

TMK m.370 kapsamındaki alacak ise aile içinde birlikte yaşayan ergin altsoyun emeğini veya gelirini aileye özgülemesinden doğan özel bir alacak hakkıdır.

Taraflar arasında önceden kurulmuş bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi bulunması zorunlu değildir.

Bu iki hukuki kurum aynı olay içerisinde tartışılabilir ancak birbirine karıştırılmamalıdır.

Anne Babaya Bakan Evlat Mirasçı Olmasa da Bu Alacağı İsteyebilir mi?

TMK m.370 bakımından temel unsur kişinin ergin altsoy olmasıdır.

Düzenlemenin niteliği yalnız yasal miras payına bağlı değildir.

Bu nedenle söz konusu alacağın:

“Zaten mirasçı olduğu için verilen ek bir miras payı”

şeklinde anlaşılması doğru değildir.

Altsoyun aileye özgülediği emeğin veya gelirin karşılığı olarak kanundan doğan bağımsız bir alacak söz konusudur.

Somut olayda kişinin mirasçılık durumu, mirastan feragat, mirastan çıkarma veya başka sebepler bulunuyorsa bunların alacağa etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Torun Büyükannesine veya Büyükbabasına Baktıysa Hak İsteyebilir mi?

Evet, kanun yalnız çocuklardan söz etmemektedir.

TMK m.370 ergin altsoyu, TMK m.641/2 ise açıkça ergin çocuklar ile torunları kapsamaktadır.

Dolayısıyla büyükanne veya büyükbabasıyla birlikte yaşayan ve emeğini veya gelirini aileye özgüleyen ergin bir torun da şartları varsa uygun bedel talep edebilir.

Ancak yalnız akrabalık ilişkisi yeterli değildir.

Birlikte yaşama ve emek veya gelir özgüleme şartları yine araştırılacaktır.

Ev Hanımı Olan Çocuk Bu Haktan Yararlanabilir mi?

Kanun yalnız parasal gelir aktarımını şart koşmamaktadır.

Metinde açıkça:

“emeklerini veya gelirlerini”

ifadesi kullanılmıştır.

Dolayısıyla kişinin mutlaka düzenli maaşının bulunması veya banka yoluyla para aktarması gerekmez.

Aile yaşamına ciddi ve sürekli emek özgülenmesi de önem taşıyabilir.

Özellikle yoğun ev işi, bakım ve aile işletmesindeki ücretsiz çalışma gibi durumların somut olayın bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerekir.

Anne Babaya Bakan Evlat Tazminatını Kimden İster?

Mirasbırakan öldükten sonra söz konusu alacak TMK m.641/2 kapsamında tereke borcu niteliğine dönüşebilir.

Mirasçılar, tereke borçlarından kanundaki esaslar çerçevesinde sorumludur.

Bu nedenle dava açılırken terekenin durumu, mirasçıların kimler olduğu, paylaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediği ve taraf teşkili dikkatle değerlendirilmelidir.

Özellikle tereke henüz paylaşılmamışsa talebin paylaşım öncesinde ileri sürülmesi önemlidir.

Görevli Mahkeme Hangisidir?

TMK m.370 ve m.371’e dayalı altsoyun denkleştirme alacağı aile hukukunda düzenlenen özel bir taleptir.

Yargıtay’ın iş bölümü kararlarında bu uyuşmazlıklar açıkça TMK m.370 kapsamındaki altsoyun denkleştirme alacağı olarak nitelendirilmektedir.

Uygulamada dava türünün, talep sonucunun ve eşlik eden başka taleplerin niteliğine göre görev konusu ayrıca incelenmelidir.

Özellikle alacağın yanında miras paylaşımı, tapu iptali, muris muvazaası veya başka talepler bulunması hâlinde bütün istemlerin aynı hukuki rejime tabi olduğu varsayılmamalıdır.

Anne Babaya Bakan Evlat ile Mirasta Denkleştirme Aynı Şey midir?

Burada önemli bir terminoloji sorunu vardır.

TMK m.370’taki hak Yargıtay kararlarında genellikle “altsoyun denkleştirme alacağı” olarak adlandırılmaktadır.

Ancak bu kurum, TMK m.669 ve devamında düzenlenen klasik mirasta denkleştirme ile aynı şey değildir.

Klasik mirasta denkleştirmede mirasbırakanın sağlığında bir mirasçıya yaptığı belirli kazandırmanın miras paylaşımında hesaba katılması söz konusudur.

TMK m.370’ta ise bunun tersine, altsoy aileye emek veya gelir vermiştir ve bunun karşılığını istemektedir.

İki kurum arasındaki ayrıntılı farklar için Mirasta Denkleştirme Davası Nedir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Anne Babaya Bakan Evlatın Miras Hakkı Hakkında Sık Sorulan Sorular

Anneme ben baktım, kardeşim hiç bakmadı. Kardeşimin miras payı azalır mı?

Sırf kardeşiniz anne veya babaya bakmadığı için yasal miras payı kendiliğinden azalmaz. Ancak sizin TMK m.370 ve m.641/2 kapsamında tazminat hakkınız oluşmuşsa bu alacak miras paylaşımından ayrı olarak değerlendirilebilir.

Babamla aynı evde yaşadım. Bu tek başına yeterli mi?

Hayır. Birlikte yaşam önemli bir şarttır ancak tek başına yeterli değildir. Emeğinizi veya gelirinizi aileye özgülemiş olmanız da gerekir.

Annem hastaydı ve on yıl ben baktım. Para isteyebilir miyim?

Şartların tamamı oluşmuşsa uygun bedel talebi gündeme gelebilir. Bakımın süresi ve yoğunluğu, birlikte yaşama, aileye özgülenen emek ve gelir ile karşılığında başka bir ödeme alınıp alınmadığı değerlendirilmelidir.

Anne babaya bakan çocuk mirastan iki pay mı alır?

Hayır. Yasal miras payı değişmez. Şartları oluşmuşsa miras payından bağımsız bir tazminat alacağı doğabilir.

Bu alacak zamanaşımına uğrar mı?

TMK m.371 uyarınca bu alacak zamanaşımına uğramaz; ancak en geç terekenin paylaşılması anına kadar ileri sürülmelidir.

Torun da bu haktan yararlanabilir mi?

Evet. Kanundaki diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde ergin torunlar da bu hakkı talep edebilir.

Babam bana baktığım için ev verdi. Kardeşlerim evi geri alabilir mi?

Otomatik olarak değil. Devrin gerçek hukuki sebebi, bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığı, işlemin bağış mı yoksa karşılıklı bir işlem mi olduğu ve varsa muris muvazaası veya tenkis şartları ayrıca değerlendirilir.

Anne babaya bakmak karşılığında önceden para aldıysam tekrar tazminat alabilir miyim?

Alınan karşılığın niteliği ve miktarı tazminat hesabını etkileyebilir. Aynı emek için daha önce tam karşılık alınmışsa ayrıca bedel istenip istenemeyeceği somut olay üzerinden değerlendirilmelidir.

Dava Açmadan Önce Ne Yapılmalı?

Bu tür uyuşmazlıklarda önce aile ilişkisini değil, delil yapısını ortaya çıkarmak gerekir.

Ne kadar süre birlikte yaşandığı, kişinin hangi emeği verdiği, gelirinden ne kadarını aileye aktardığı, bakım ihtiyacının ne olduğu ve karşılığında herhangi bir ödeme veya malvarlığı elde edilip edilmediği belirlenmelidir.

Banka hareketleri, ikamet kayıtları, sağlık kayıtları ve tanık anlatımları dava açılmadan önce mümkün olduğunca toplanmalıdır.

Aynı zamanda terekenin henüz paylaşılmamış olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Çünkü TMK m.371’de düzenlenen talep bakımından terekenin paylaşılması kritik sınırdır.

Sonuç

Anne veya babasına bakan çocuk sırf bu nedenle diğer kardeşlerinden otomatik olarak daha fazla yasal miras payı alamaz.

Ancak Türk Medeni Kanunu, anne, baba, büyükanne veya büyükbabasıyla birlikte yaşayan ve emeğini veya gelirini aileye özgüleyen ergin altsoya uygun bir bedel isteme hakkı tanımaktadır.

Mirasbırakan öldüğünde şartları oluşmuş bu tazminat tereke borcu olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle:

“Kardeşlerim hiç ilgilenmedi, bütün yükü ben taşıdım.”

diyen kişinin hukuki durumu yalnız miras payı üzerinden değerlendirilmemelidir.

Birlikte yaşama, verilen emek, ekonomik katkı, bakım süresi, elde edilen karşılık ve terekenin paylaşım durumu birlikte incelenmelidir.

Miras uyuşmazlıklarının genel yapısı ve diğer dava türleri için Miras Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Yazar Hakkında

Av. Mehmet Serhat Tercan

Av. Mehmet Serhat Tercan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olup Tercan Avukatlık Bürosu’nun kurucusudur.

Miras hukuku çalışmalarında mirasçılar arasındaki hesaplaşmalar, tereke borçları, mirasta denkleştirme, muris muvazaası ve miras paylaşımından doğan uyuşmazlıklar üzerinde çalışmaktadır.

İstanbul / Kadıköy Ofis Bilgileri

Tercan Avukatlık Bürosu

Fenerbahçe Mah.
Fener Kalamış Cad. No:65/3
Kadıköy / İstanbul

Telefon: 0532 659 48 54

Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

İletişim